

Hem yeni vizyonumuzu, hem de bilişimde çok sesliliği daha rahat yönetebilmek için geliştirdiğimiz yeni çözümleri paylaşmak üzere düzenlediğimiz Microsoft Bilişim Zirvesi 2012’nin ilki 15 Kasım 2012 günü Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı’nda saat 9:30’da Microsoft Türkiye Genel Müdürü Tamer Özmen’in konuşmasıyla başladı.
Cihazlarımızda kullandığımız uygulamaların ne kadar değerli olduğunu hepimiz biliyoruz. Bu konuda ve uygulama mağazalarında bugün kullanılan hafif ve bağlı modeli alıp bu değeri Office kullanıcılarına nasıl ulaştırabileceğimiz konusunda önemli çalışmalarımız oldu. Başarılı olmak için üç konuya odaklanmamız gerektiğini biliyorduk. Son kullanıcılar için uygulamaları bulma, deneme, satın alma ve paylaşma hem basit hem de güvenli olmalıydı. Geliştiriciler içinse genel geliştirici şablonlarına odaklanmamız ve uygulamaların satışını yapmaları için kolay yöntemler sağlamamız gerekiyordu. Sistem yöneticileri içinse kurumlarında kullanılan uygulamaları için görünürlük ve yönetim özellikleri gerekliydi. Bu yazıda son kullanıcı deneyimi konusundaki çalışmalarımız hakkında bilgiler vereceğim. İlerleyen yazılarımda ise ayrıca geliştirici ve yönetici konularındaki çalışmalarımızı anlatacağım.

Enerji tüketimini azaltmak için gereken adımları atmak kolay. Bu adımları atmanın faydaları arasında maddi tasarruf yapmak da vardır ki bu, herkese cazip gelecek bir tekliftir. İşte enerji sarfiyatını azaltacak 10 adım;
Microsoft Sanallaştırma, şirketinize uçtan uca, eksiksiz ve düşük maliyetli bir yönetim çözümü sunar. Sanallaştırma sayesinde tüm fiziksel ve sanal kaynaklarınızı merkezi olarak izleyebilir ve yönetebilirsiniz. Bilişim altyapı ve süreçlerinizi basitleştirerek; yer, güç ve kaynaktan tasarruf edebilir, böylece maliyetlerinizi düşürebilirsiniz. Ayrıca Microsoft’un özellikle sanallaştırma ihtiyaçlarınız için tasarlanmış “Sanallaştırma Dostu Lisanslama” olanakları sayesinde, lisanslama sınırlamaları olmadan, sanallaştırılmış uygulamalarınızı farklı bir sunucuya taşıyabilirsiniz.

Günümüzde kurumlar, geçen 10 yılın aksine, yöneticilerinin bilgiyi tek yönlü ve yoğun şekilde paylaştığı bir iletişim ortamında başarının sağlanamayacağının farkındalar. Tüketiciye ulaşan sosyal ağ olanaklarının itici gücüyle, artık kurumlar da oldukça güçlü bir sosyal platform tarafından desteklenen, açık bir iletişimle, daha yetkin ve mobil bir iş gücüyle tanımlanan ‘sosyal kurum’ dönüşümün içerisinde yer almaya her zamankinden daha çok yakınlar.
Microsoft’un sanallaştırma pazarındaki payı her geçen gün artıyor. Hem dünya çapında hem de Türkiye’de en hızlı büyüyen sanallaştırma platformu olan Hyper-V’nin Türkiye’deki pazar payı yüzde 12.2 oranında yükselerek yüzde 34.1’e ulaştı. Şirketlere esneklik sağlayan sanallaştırma platformumuz Hyper-V’nin kurumlar arasında en çok tercih edilen çözümlerden biri olması ve pazar payını hızla artırmaya devam etmesi ise bizleri çok mutlu ediyor.

Geçmişten gelen tecrübelerimiz ile Bulut Bilişimin algılanması ve yorumlaması, yani bu yeni paradigmanın devrimsel süreçleri ile sunduğu yeni iş modelinin genel-kabullenebilirliği, haliyle kolay olmayacaktır.
Geçen sene okuduğum bir makalede 20. yüzyıl başlarında ilk otomobiller ortaya çıktığında “atsız taşıma“ (horseless carriage) olarak isimlendiriliyormuş. Çünkü yüzyıllarca “taşıma; at ve onun çektiği araç” olarak algılanıyordu.
Bu yüzden ilk otomobiller, yine atın çektiği taşıma aracı ile –şekilde de görüleceği üzere- şeklen aynı imiş, tek fark atın olmamasıymış. Çünkü o dönemde mühendisler, aslında daha güvenli ve hızlı araçlar tasarlayabileceklerini, başlarda söz konusu bu paradigma nedeni ile tasavvur edememişler.