Yapay zekanın temelleri: Bize yardımcı olmak için var

“Bilim kurgu, insanların yapay zekanın ne anlama geldiğini anlayışını derinden etkiledi. Yapay zekanın insanların işlerini ellerinden alacağına dair bir kaygı ve akıllı robotların bize zarar verebileceğine, giderek günün birinde dünyayı ele geçireceğine dair bir korku var. Microsoft olarak bu bizi epey kaygılandırıyor, çünkü yapay zeka topluma gerçekten bir fayda sağlayacaksa, yaşamlarını değiştireceği insanların güvenini kazanabilmemiz gerekir.

“Sağlıklı bir toplumsal tartışmayı teşvik etmek istiyoruz; yapay zekanın zaman içinde yapacak gibi göründüğü yaygın etkiyi tam olarak anlamamız ve öngörmemiz ise ancak en tedirgin edici etik ve ahlaki sorularla yüzleşerek mümkün olacak.

“Bu düşünceyle, yapay zeka hakkında toplum bilincini meşgul eden konuları ele alan makaleleri derleyip bir dizi oluşturduk. Buradaki amacımız, Microsoft’un bu konulara bakışını ve yapay zekanın insanları en çok kaygılandırdığı konularda ne yaptığımızı açıklığa kavuşturmak.

“Bu ilk makalede, bir tartışma zemini oluşturuyor ve yapay zeka çevresindeki bazı söylenceleri ve yanlış bilgileri gidermek için yapay zekanın temel ilkelerine bir bakış veriyoruz. İzleyen makalelerde, etik tasarım ve veri sapmasından, endüstrideki uygulamalara ve geleceğin işyerine hazırlayan yeni becerilerin öğrenimine kadar çeşitli konuları ele alacağız.

“Yaşadığımız bu dönemin hem teknoloji hem toplum için son derece heyecan verici bir dönem olduğuna inanıyoruz. Ancak elbette zorlukları, çelişkileri, soruları ve yapay zekayı geliştiren ve yaşamlarımıza getirenlerin üzerindeki sorumluluğun bir ağırlığı da yok değil. Bu çalışmaları yürüten şirketlerden biri olarak bu sorumluluğa ciddiyetle yaklaşıyoruz.”

Yapay zeka çalışmaları 1950’lerde, İngiliz matematikçi Alan Turing‘in İkinci Dünya Savaşı sırasında yaptığı çalışmaların ardından başladı. Ancak yapay zeka alanındaki esas ilerlemeler, ancak son on yılda, üç önemli etmenin bir araya gelmesiyle kaydedildi. Bunlar, yaygın bulut bilişim, büyük miktarlarda veri ve makine öğrenimi algoritmalarındaki atılımlar.

Peki, yapay zeka nedir? Genel anlamda söylersek, makinelerin veya bilgisayar sistemlerinin insan zekasını simüle eder şekilde davranmasıdır. Bilgisayar biliminde yapay zeka birden fazla çalışma alanını kapsar; makine öğrenimi bunların başında gelir. Önce biraz temel bilgi verelim:

Makine öğrenimi nedir?

Makine öğrenimi, bilgisayarların özellikle programlanmaları gerekmeden öğrenmelerini mümkün kılar. Bizi son dönemde görülen yapay zeka patlamasına götüren bu alandaki, özellikle de derin öğrenmedeki ilerlemelerdir. Makine öğrenimi, verilerdeki düzeni ayırt etmesi ve tahmine dayalı bir biçimde davranması için bilgisayar sistemlerine algoritma (kod satırları) kullanımının öğretilmesiyle çalışır.

Ses tanıma, doğal dil tanıma, görüntü işleme olarak da bilinen computer vision özellikleri, arama önerileri ve e-posta filtreleme, makine öğrenimi kullanan yapay zeka örnekleridir. Outlook‘taki odaklanmış posta kutunuz, en önemli e-postalarınızı diğerlerinden yapay zeka kullanarak ayrıştırır. Çevrimiçi arama veya alışverişlerinizde gösterilen sonuçlar ya da öneriler de yapay zekanın çalışmasıdır. Microsoft Translator söylediklerinizi, siz konuşurken birçok dilden herhangi birine çevirerek yazmak için makine öğrenimi algoritmaları kullanır.

Makinelerin etiketlenmiş verileri kullanarak eğitilmesi, “denetimli öğrenme” olarak bilinir. Örneğin, veriler, gösterdikleri şeyi belirtmek üzere etiketlenmiş olan fotoğrafları içerebilir. Makine tarafından kullanılan algoritma, sonradan farklı veri kümelerinde de bu etiketleri ayırt edebilir. Böylece, eğer bir grup resimde gösterilenler köpek olarak etiketlenmişse, makine bunu anlayabilir ve benzer köpek resimlerini tanıyabilir.

Diğer yanda, “denetimsiz öğrenim”de makineler, etiketlenmemiş veri kümelerindeki benzerliklere bakarak bu kümelerdeki düzen kalıplarını tanımlayabilir. Burada algoritmalar (köpek resimleri gibi) belirli veri tiplerini saptamak için yazılmamış, yerine, benzer görünen ve bir araya gruplanabilecek olan örneklere bakmak için yazılmıştır.

“Takviyeli öğrenme”de makine, deneme yanılma yöntemiyle öğrenir ve sonunda kendisine verilen görevi en iyi şekilde nasıl tamamlayacağına karar verir. Microsoft bu tekniği Minecraft gibi öğrenim ortamlarında, “yazılım aracılarının” çalışmasında yapılabilecek iyileştirmeleri araştırmak için, örneğin, bir yapay zeka karakterinin bir lav tarlasından içine düşmeden geçmesini sağlamak için kullanmaktadır.

Derin öğrenme nedir?

Derin öğrenme, insan beynindeki sinir ağlarının bilgiyi işleme biçiminden esinlenerek çalışan bir tür makine öğrenimidir. Bu sistemlerde, sinir ağındaki her katman kendisine gelen verileri, o bilginin biraz daha birleştirilmiş bir biçimine dönüştürür.

Bu şekilde sistem, verilere dair sonuçta bir tür bir akıllı mantık yürütmeye karşılık gelen çok detaylı bir anlayışa sahip olur. Yani, bir köpek resmi “gördüğünde” makine önce pikseller matrisinden bir şekil algılayacak; sonunda resimde neyin gösterildiğini tanımlayıncaya kadar o şeklin kenarlarını, hat çizgilerini, giderek nesnenin kendisini tanımlayabilecektir.

Yakın dönemde makine öğreniminde kaydedilen ilerlemeleri ve bilgisayarların ses tanıma, doğal dil işleme ve görüntü tanıma gibi görevleri yürütme yeteneklerini besleyen bu yapay sinir ağlarıdır.

Bir köpek resmi “gördüğünde” makine önce pikseller matrisinden bir şekil algılayacak; sonunda resimde neyin gösterildiğini tanımlayıncaya kadar o şeklin kenarlarını, hat çizgilerini, giderek nesnenin kendisini tanımlayabilecektir.

Yapay zeka dünyayı ele geçirir mi?

Bilim kurguda verilen olumsuz profili, halk arasındaki yapay zeka algısını büyük ölçüde yanlış yönlendirmiştir. Ama günümüzün yapay zeka sistemleri ancak tek ve belirli bir görevi yerine getirebilecek kapasitededir. Bu sistemler, mantıksal görevlerde iyidir, ama sezgi, empati ya da duygusal zekaya sahip değildir. Başka bir deyişle söylersek, kimilerinin beslediği bu korkuların yapay zeka alanındaki gerçek gelişmelerle hiçbir ilgisi yoktur.

Halkın yapay zeka teknolojisine olan güvenini kazanmak için tasarım aşamasından başlayarak ürünlerin sağlam bir etik çerçevede geliştirilmesi gerekir. Verilerin gizliliği, yapay zekanın kötü amaçlı kullanımı, yapay zeka sistemlerinin ahlaki statüsü ve aksaklık olduğunda sorumluluğun nerede olduğu konularına odaklanmak gerekir.

Microsoft, yapay zekanın geliştirilmesinde insan değerlerini çalışmalarının merkezine koyan, işbirliği tabanlı bir yaklaşımı benimsemiştir. Sorumlu tasarım kullanılması ve bu teknolojileri geliştiren şirketlerin etik kaygılara sahip çıkarak en zorlu konuları çözmek için birlikte çalışması gerektiğine inanıyoruz. Yapay zekanın kaynağı hiçbir şirket ya da ulus olmamalıdır. Herkese ait olmalıdır.

Onun için Microsoft, yapay zeka teknolojilerinin en iyi uygulamalar ve açık tartışmalar yoluyla insanlara ve topluma yararlı olmasını sağlamayı amaçlayan bir kâr amacı gütmeyen kuruluş olan Yapay zeka iş ortaklığının kurulmasına yardımcı olmuştur. Geçtiğimiz yıl, tüm yapay zeka sistemlerimizin etik tasarım ilkelerimizi kapsadığından emin olmak amacıyla AI and Ethics in Engineering and Research adı altında kendi danışma kurulumuzu oluşturduk. Bu ilkelerin sapmalara karşı koruyucu olması, algoritmaların hesabını verebilmesi, şeffaf ve açıklanabilir olması, insanlığı desteklemesi ve tüm bunlarla birlikte gizliliğe saygı göstermesi gerektiği üzerinde ısrarla duruyoruz.

Outlook’taki odaklanmış posta kutunuz, en önemli e-postalarınızı diğerlerinden yapay zeka kullanarak ayrıştırır.

Yapay zeka ve işin geleceği

Yapay zekanın işleri, özellikle de otomatikleştirilebilen bedensel işleri, insanların elinden alacağı konusunda birçok tartışma yapılıyor. Microsoft’a göre bu çok basite indirgenmiş bir görüş. Birçok işin bireyin üretkenliğini etkileyen rutin ve sıradan unsurları vardır. Yapay zeka insanlar için bu görevleri yerine getirerek, çalışanların daha önemli konulara odaklanmalarına olanak tanıyabilir.

Yapay zekanın büyük olasılıkla işyerini bazı işlere gerek kalmayacağı şekilde etkileyeceğini söylemek yanlış olmaz. Ama aynı zamanda bazıları şu anda var olmayan yeni işler de yaratacaktır. Dokuma tezgahı ve buhar makinesinin icadından itibaren bu her endüstri devriminde böyle olmuştur. Bugün yaşadığımız Dördüncü Endüstri Devriminde sahip olduğumuz bir avantaj, elimizde çok daha fazla bilgiyle değişim için plan yapabilmemizdir.

Microsoft, etki araştırma ve politika öneri çalışmalarıyla şu ana kadar bu alanda birçok şey yaptı. Bulut bilişimin faydalarının herkese yaygınlaştırılmasına yönelik bir yasal çerçeve oluşturmayı amaçlayan ilkeler rehberimizin 2018 güncellemesinde, tüm teknolojilerin getirdiği değişime dikkat çekiyoruz. Yapay zekanın tüm işleri devralacağına inanmamakla birlikte, çalışmanın doğasını değiştireceğini ve insanların bu değişimde yol alabilecekleri donanıma sahip olmasını sağlamanın sorumluluğunu taşıdığımızı düşünüyoruz. Bu konuya, toplumda yapay zekanın rolü hakkındaki e-kitabımız The Future Computed‘da daha ayrıntılı bakıyoruz.

Tüm bunlara karşın yine de bu konudaki zorlukları ve toplumun telaşını hafife almıyoruz. Oxford Üniversitesi İnsanlığın Geleceği Enstitüsü tarafından yapılan ve makine öğrenimi uzmanlarının görüşlerinin araştırıldığı bir çalışma, yapay zekanın 2027’ye kadar kamyon şoförlerinin, 2031’e kadar perakende satıcıların ve 2053’e kadar cerrahların rolleri üzerinde önemli etkileri olabileceğini göstermiştir.

Ancak biz, yapay zekanın birçok alanda insanların yerini alacak kadar gelişebilmesi için daha onlarca yılın geçmesi gerektiğine, bu aşamaya gelindiğinde de bunun doğru bir şey olup olmadığı konusunda etik soruların ortaya çıkacağına inanıyoruz. Sonuçta, yapay zeka söz konusu olduğunda, uzun döneme odaklanırken, bugün karşılaştığımız sorunların giderilmesine yönelik sorumlu bir yaklaşımı benimsemenin daha doğru olduğuna inanıyoruz.