Teknoloji felakete uğrayan toplumların yardımına nasıl koşuyor?

“Bir afet yaşandığında ‘yeni bir gerçekliğe’ giriyorsunuz”, diyor Microsoft Acil Durum Hizmetleri direktörü Lewis Curtis. Sistem ve uygulamalarınızı daha önce bulundukları aynı yere geri yükleyemezsiniz; afetler her şeyi geri dönülmez ve kalıcı biçimde değiştirir.  Ama bulut gibi yeni bilişim teknolojileri olağanüstü durumlara hızlı yanıt verilmesini, yanıtın devlet ve yardım kuruluşlarıyla koordine edilmesini, etkisinin daha iyi anlaşılıp izlenmesini sağlayan analizleri ve yaşanan kötü sonuçların yönetilmesini mümkün kılıyor. İşletmelere yeni fırsatlara ve değişen pazar koşullarına hızla yanıt verme yeteneğini sağlayan tüm teknoloji ve yenilikler, aynı zamanda bulutu olağanüstü durumlara verilen yanıtların temel ve gerekli bir parçası hâline getiriyor.

Yaşanan acıların hafifletilmesinde teknoloji kullanımı

Bir afet yaşandığında çoğu zaman o durumda çok gerekli olan sistemler de çöker. ABD’nin Louisiana eyaletinde bulunan Greater Baton Rouge Food Bank’in başkanı ve CEO’su Michael G. Manning bu durumu çok iyi biliyor. 2016 Ağustos’unda rekor düzeyde yağış alan eyaletin başkenti Baton Rouge sular altında kaldı. Bir buçuk metreye yaklaşan sel suları, gıda bankasının milyonlarca kilo yiyecek stokuyla birlikte bilgisayar sistemlerine, yiyecek stok durumunu, kimlere yiyecek dağıtıldığını takip etmek, açların gerekli gıdalarını aldıklarından emin olmak için kullandıkları sistemlerine de zarar verdi.

Uygulamalarının her zaman kullanılabilir durumda olması ve sistemlerinin “bir daha asla” çökmemesi için ofis ve ambar yönetim uygulamalarını kısa sürede buluta geçirdiklerini anlatıyor Manning. Bulut tabanlı uygulamalar sayesinde gıda bankası “her yerden, her zaman ve olası bir afet durumunda çalışabilecek.”

Louisiana’daki sel felaketinden daha birkaç ay önce Ekvador’un batı kesimleri 7.8 büyüklüğündeki depremle sarsıldı. Ekvador hükümetinin depremden etkilenen yurttaşları kaydetmek, evsiz kalan 2300 aileye barınacak yer, yiyecek ve tıbbi malzemenin sağlandığından emin olabilmek için temel bir yazılım uygulamasına ihtiyacı vardı.

Komşu Kolombiya’nın böyle bir uygulaması vardı. Ancak kısa sürede nasıl Ekvador’a ulaştırıp sistemi çalıştırmaya başlayacaklardı? Sonuçta Azure bulut ile yeniden kurulumu bir hafta içinde tamamladılar. Ekvador Kızıl Haçı ülke genelinde gönüllülerin ve kan bankası verilerinin yönetimi için de bulutu kullanıyordu.

Farklı koşullarda, yaşanan her afet, hem ölçek hem yük olarak, uygulamalardan daha önce öngörülmeyen yeni özellikler talep eder.

22 Mart 2014’te ABD’nin Washington eyaletinin kuzey batısında küçük bir kent olan Oso’da şiddetli yağışlarla meydana gelen heyelanda birçok ev toprak altında kaldı, 43 kişi yaşamını yitirdi. Olay sonrasında aralarında Kızıl Haç, Federal Afet Dairesi, Washington eyaleti Ulusal Kolluk Kuvvetleri, ABD Deniz Kuvvetleri arama kurtarma ekiplerinin de olduğu yaklaşık 200 kamu ve yardım kuruluşuyla birlikte binlerce basın temsilcisi Oso’ya akın etti.

Yerel hükümetin kayıt ve koordinasyon sistemlerinin bir anda aşırı yüklenmesiyle, Microsoft Acil Durum Hizmetleri, Azure ürün ekibinin de yardımıyla Oso’nun kayıtlarını buluta geçirdi. Sınırsıza yakın kapasitesiyle bulut, kayıtlara erişimi olması gereken herkesin aradığını hızlı ve verimli bir biçimde çağırmasını ve aramasını sağladı. Ayrıca Office 365 kullanarak, kısa sürede, müdahale komutanlarıyla farklı kurumların acil durum irtibat görevlilerinin birbirleriyle bağlanmasını sağlayan bir Olay Müdahale Komuta ve İşbirliği Sistemi kurdular.

Bir yıl sonra 600.000 binayı yerle bir edip, binlerce insanın ölümüne neden olan şiddetli deprem, uzak ve dağlık bir ülke olan Nepal’i büyük bir yeniden yapım göreviyle karşı karşıya bıraktı. Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) proje yöneticisi Dan Strode, Nepal depreminin ardından “Yaşanan bir afetin yaralarını sarmak çok büyük bir iş. Yapılması gereken çok şey var, yardım edilmesi gereken çok insan var, ama zaman ya da kaynaklar asla yeterli gelmez,” diye konuştu.

Göz korkutucu boyutlara varan yeniden yapım süreci, yıkılan binaların yerlerinin haritasını çıkarmakla başladı. Geçmişte bu tür kayıtlar kâğıt üstünde tutulurdu. Ancak Nepal’deki Microsoft İnovasyon Merkezi, yeniden yapım çalışmasını hızlandırmak amacıyla cihazın GPS’ini kullanarak sahada çalışanların enkazı kaldırmadan önce yıkılan binanın sınırlarını kaydedip bulutta depolayabilecekleri bir cep telefonu uygulaması geliştirdi. Ekonominin ayağa kalkmasına yardımcı olmak için uygulama çalışanlara günlük ödemeleri de yönetiyor. Office 365 gibi bulut uygulamaları ile veri görselleştirme aracı Power BI, ilerlemeyi koordine etmelerine ve izlemelerine yardımcı oldu.

Erken uyarı için yapay zekâ ve bulut kullanımı

Felaketlere yanıt vermek için modern teknolojileri kullanabiliriz, ama bir gün bu teknolojileri doğal afetleri öngörmek, hattâ önlemek için kullanabilir miyiz?

Belki! M8 olarak bilinen bir istatistik algoritması, küçük sarsıntıların görünümünden büyük depremleri tahmin etmeye çalışıyor. Dünyanın farklı bölgelerinde yapılan çalışmalarda, olası depremleri ve ölçeklerini öngörebilmek için sinir ağları (insan beyninin etkinliklerini simüle eden bir yapay zekâ yöntemi) uygulanıyor. (Burada Şili’den ve Hindistan’dan birer örnek görebilirsiniz)

ABD Texas’ta yürütülen Project “SHEM” (makine öğrenmesi ile hidrolojik akış hesaplama), su seviyesini ölçen fiziksel ölçüm cihazlarının başarılı olamadığı durumlarda bile selleri öngörebilmek için, tarihsel veriler kullanılarak “eğitilen” ve suyun yükseldiğini gösteren kalıpları izleyen bir bilgisayar modelinden oluşan yapay zekâ kullanıyor.

Bulut, yüzyıllardır süregelen hava tahmini sorunu için de yeni bir umut olabilir. Bir prototip uygulama bulutta çalışan birkaç yüz işlemciyi kullanarak, dünyanın her yerindeki meteoroloji istasyonlarından alınan bir yüzyıl değerindeki hava verilerini yükleyip analiz ediyor. Çalışma, bu hacimli veri kümesini analiz ederek uzun dönemli eğilimleri tanımlamayı ve hava olaylarına ilişkin en sorunlu “eğer” yanıtlarını verebilmeyi umuyor.

Ölçek, direnç ve hızlı yanıtta güvenilir platform

Bu öykülerin olağanüstü insancıl doğası bir yana, olağanüstü durum kurtarma amacıyla teknoloji kullanımında böylesine etkileyici ve doğru olan nedir?

Yardım kuruluşları ile devletlerin bulut, makine öğrenmesi ve diğer gelişen teknolojilerde böylesine yararlı gördükleri her şey (direnç, pazara çıkarma süresi, çeviklik) günümüzün hızla değişen iş dünyasında gerekli olan temel özellikler.

Haberinizi yaymak mı istiyorsunuz?

Buna iyi bir örnek için Kanada’nın Alberta bölgesi hükümetinin sayfasına bakabilirsiniz. Hükümet, 2016’da yaşanan büyük yangınlarda yurttaşlarına bilgi verebilmek için Microsoft ve coğrafi bilgi sistemleri (GIS) iş ortağı ESRI ile birlikte çalışarak yangınları gösteren bulut tabanlı bir harita uygulaması oluşturdu.

Yeni yetenekleriniz olsun istiyor ama BT giderlerinizi artırmak istemiyor musunuz?

Baton Rouge ve Nepal’de hükümetlerin deneyimlerinden alınan dersler kamu ve özel sektör kuruluşları için de geçerlidir. Bir anda ölçeklendirmek zorunda kalırsanız? Oso’daki heyelan felaketinde yaptıkları gibi bulutu kullanın.

Bulut gibi yeni teknolojiler hem birçok yıkıcı felakette kendini kanıtladı, hem de kriz atlatıldıktan uzun süre sonra bile daha güvenli olmamızı sağlayan yenilikleri de yönlendiriyor.

Üstteki fotoğraf: 27 Mart 2014’te arama kurtarma ekipleri Oso, Washington’da çalışmalarını sürdürüyor. (Fotoğraf: Ted S. Warren-Pool/Getty Images)